a break - Türkçe İngilizce Sözlük

a break

"a break" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
have a break f. ara vermek
Genel
a sharp break i. keskin bir dönüş
a short break i. kısa bir ara
break a spell f. büyüyü bozmak
break a promise f. sözünde durmamak
break a record f. rekor kırmak
break a habit f. kötü alışkanlıktan kurtulmak
take a break f. paydos etmek
break oneself of a habit f. kurtulmak
break a promise f. sözünden dönmek
have a break f. ara vermek
take a break f. mola vermek
have a break f. mola vermek
break a safe f. kasa soymak
break oneself of a habit f. bırakmak
break out into a sweat f. ter basmak
give somebody a break f. şans tanımak
make a break f. fasıla vermek
take a short break f. nefes almak
break a promise f. sözünü tutmamak
break up a home f. yuva bozmak
take a break f. ara vermek
break a promise f. dönmek
take a break f. aralık vermek
take a short break f. birkaç günlük bir tatile çıkmak
break a siege f. çemberi yarmak
break rudely in a conversation f. hariçten gazel okumak
give a break f. huzur vermek
break up a family f. yuva yıkmak
break the terms of a contract f. sözleşme hükümlerini ihlal etmek
break a rule f. kuralı çiğnemek
take a break f. teneffüse çıkmak
have a break f. teneffüse çıkmak
break a record f. rekora imza atmak
have a nervous break down f. sinir krizi geçirmek
go for a commercial break f. reklama girmek
break a lance f. kapışmak
break a lance f. yarışmaya girişmek
break into a conversation f. tartışmada araya girmek
break into a conversation f. sözü kesmek
break into a conversation f. tartışmayı bölmek
break into a conversation f. söze karışmak
break a seal f. mührü kırmak
break a seal f. mühür kırmak
break out a sail f. yelken açmak
break a will f. bir vasiyeti bozmak
break a strike f. grevi dağıtmak
break a will f. vasiyeti ihlal etmek
stay friends after a break up f. ayrıldıktan sonra arkadaş olarak kalmak
stay friends after a break up f. ayrıldıktan sonra arkadaş kalmak
take a break in the relationship f. ilişkiye ara vermek
break a heart f. kalp kırmak
break a fast f. oruç bozmak
break a code f. şifre kırmak
break a code f. kod kırmak
break a contract f. sözleşmeyi bozmak
break a drug addiction f. uyuşturucuyu bırakmak
break a drug addiction f. uyuşturucu kullanmayı bırakmak
take a fifteen minute break f. on beş dakika ara vermek
take a fifteen minute break f. on beş dakika mola vermek
break a journey f. seyahat sırasında mola vermek
give a break f. mola vermek
break a code f. şifreyi çözmek
break up a dog fight f. kavga eden köpekleri ayırmak
break a walnut f. ceviz kırmak
use a break f. ara vermek
break a new record f. yeni bir rekor kırmak
break a domestic record f. içeride rekor kırmak
break a mirror f. bir ayna kırmak
break a bone f. kemik kırmak
break a strike f. grevi kırmak
break in on a conversation f. bir sohbeti bölmek
break a brick f. tuğla kırmak
break a lance f. at üzerinde mızrak oyununa yarışmaya girişmek
break upon a wheel f. tekerleğe bağlayıp çekerek idam etmek
break a jest f. şaka yapmak
break a path f. engelleri aşmak
break a code f. kodlanmış mesajı anlaşılabilir metne dönüştüren bir yöntem bulmak
break a deer f. hisseleri belirleyip sahiplerine taksim etmek
break upon a wheel f. tekerleğe bağlayıp çekerek işkence etmek
break a lance f. yarışmaya katılmak
break a horse f. at ehlileştirmek
without a break zf. durup dinlenmeden
without a break zf. ara vermeden
without a break zf. mola vermeden
after a short break zf. kısa bir aradan sonra
without a break zf. durmaksızın
İfadeler
break into a run expr. koşmaya başlamak
Atasözü
why break the habit of a lifetime can çıkar huy çıkmaz
why break the habit of a lifetime huylu huyundan vazgeçmez
why break the habit of a lifetime yedisinde neyse yetmişinde de aynı
why break the habit of a lifetime? can çıkmadıkça huy çıkmaz
never give a sucker an even break kerizi yolmak sevaptır
never give a sucker an even break uyandırma kerizi
Konuşma Dili
a big break i. büyük bir çıkış/atılım
give (one) a break f. imkan/olanak vermek
give (one) a break f. şans/fırsat vermek
give (one) a break f. şans/fırsat tanımak
give (one) a break f. imkan/olanak tanımak
break a leg f. bacağını kırmak
give me a break expr. hadi be
give me a break expr. bir huzur ver
give me a break expr. düş yakamdan
give me a break expr. saçmalama
give me a break expr. üstüme gelme!
gimme a break expr. üstüme gelme!
give me a break expr. yok daha neler
cut me a break! expr. üstüme gelme!
give me a break expr. inanılır gibi/şey değil
give me a break expr. vay canına
give me a break expr. nasıl yani
give me a break expr. vay anasını
give me a break expr. hadi canım
give me a break expr. hadi canım sen de
give me a break expr. yok daha neler
give me a break expr. inanmam
give me a break! expr. inanmıyorum!
give me a break! expr. bana bu kadar acımasız davranma!
gimme a break! expr. yeter!
gimme a break! expr. olmaz öyle şey!
give me a break! expr. yapma ya!
gimme a break! expr. bana bu kadar sert davranma!
give me a break! expr. git başımdan!
gimme a break! expr. haydi canım!
gimme a break! expr. git başımdan!
gimme a break! expr. haydi oradan!
gimme a break! expr. beni rahat bırak!
gimme a break! expr. yapma ya!
give me a break! expr. olmaz öyle şey!
gimme a break! expr. olacak şey değil!
give me a break! expr. bana bu kadar sert davranma!
gimme a break! expr. bana bu kadar acımasız davranma!
give me a break! expr. buna kim inanır?
give me a break! expr. yeter!
give me a break! expr. bir rahat ver!
give me a break! expr. beni rahat bırak!
give me a break! expr. bana bir şans daha ver!
gimme a break! expr. bana bir şans daha ver!
give me a break! expr. haydi canım!
give me a break! expr. haydi oradan!
give me a break! expr. olacak şey değil!
gimme a break! expr. buna kim inanır?
gimme a break! expr. bir rahat ver!
gimme a break! expr. inanmıyorum!
gmab (give me a break) expr. haydi be
gmab (give me a break) expr. vay anasını
gmab (give me a break) expr. vay canına
gmab (give me a break) expr. inanmam
gmab (give me a break) expr. nasıl yani
gmab (give me a break) expr. inanmıyorum